01.06.2018 17:41:10 | Son Güncelleme

1 Haziran Amerikan Basınından Özetler

Amerikan basınına yansıyan haberlerin özetlerini Amerika'nın Sesi'nde bulabilirsiniz

New York Times, Trump Yönetimi'nin Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika'dan ithal edilen çeliğe yüzde 25, alüminyuma da yüzde 10 oranında gümrük tarifesi uygulama kararının tepkiyle karşılandığını yazıyor. Gazete, Trump'ın Amerika'nın en yakın müttefiklerine yönelik bu ticari kararının misillemeyle karşılık bulacağını bildiriyor. Habere göre Trump'ın ulusal güvenlik gerekçelerine dayandırdığı kararının ticari ortaklardan daha fazla ödün koparmayla mı, yoksa Amerikan ekonomisine zarar verecek misillemelerle mi sonuçlanacağını zaman gösterecek. Ticaret politikasındaki bu son dönemeç, ne yabancı liderlerin, ne de Amerikan firmalarının yaşadığı kafa karışıklığına son vermeyi başarmışa benziyor. Gazete, Amerika'nın yakın müttefikleri Almanya ve Kanada'dan karara gelen tepkilere de yer veriyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, gümrük tarifesi uygulamalarını ”yasadışı” olarak nitelerken Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Kanada'nın Amerika'nın ulusal güvenliği açısından bir tehdit unsuru olarak tanımlanmasının ”akıl almaz” olduğunu kaydetti. Meksika ise kararın açıklanmasından çok kısa süre sonra Amerikan tarım ve sanayi ürünlerine yönelik benzer bir uygulamayla karşılık vereceklerini bildirdi. Amerikan Ulusal Dış Ticaret Konseyi Başkanı Rufus Yerxa ise tepkisini, ”Nesiller sonra ilk kez en iyi ticari ortaklarımızla aramızdaki ilişkiyi kesip attık. Bundan böyle bu ülkelerin her şey eskisi gibiymiş gibi davranmasını bekleyemeyiz. Yolcu uçaklarından tarım ürünlerine kadar tüm Amerikan mallarına yönelik benzer uygulamalar getirecekler,” şeklinde dile getirdi.

New York Times bugün ayrıca Güney Sudan'daki açlık krizine dikkat çeken haberi ana sayfasına taşımış. Gazete, Güney Sudan'da bir sonraki hasat mevsimine kadar sürecek olan açlık mevsiminin bu yıl erken geldiğini ve önceki yıllara göre sonuçlarının çok daha ağır olacağını yazıyor. Ülke ekonomisinin dört yıldan fazla süren iç savaş nedeniyle çökmesi, en verimli toprakların kullanılmaz hale gelmesi ve buna bağlı olarak gıda fiyatlarının astronomik oranda yükselmesi, Güney Sudan'da yetersiz beslenme, hastalık, hatta ölümle sonuçlanacak açlık krizinin ana nedenleri. Habere göre bu yıl hasat mevsimi olan ve gıdaya erişimin en kolay olduğu Ocak ayında bile beş milyon insan, yani Güney Sudan nüfusunun yarısından fazlası, gıda bulmakta zorlandı. 2011'de Sudan'dan bağımsızlığını kazanan Güney Sudan, Dünya Gıda Programı'na göre bu yıl en düşük tarım rekoltesini elde etti. Birçok anne, çocuklarını beslemek için son çare olarak ağaçlardan topladıkları yaprakları kaynatarak çorba yaptıklarını söylüyor. Barış görüşmelerinin sekteye uğraması, ateşkes kararlarının sık sık ihlal edilmesi ve yardım gönüllülerinin isyancılar ve hükümetin hedefi haline gelmesi, gıda dağıtımını zorlaştırıyor. Gıda sıkıntısının en az hissedildiği kent olarak kabul edilen başkent Juba'daysa ailelerin çoğu, aşırı yüksek fiyatları karşılayamadığı için açlığa mahkum bırakılıyor.

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

Washington Post ise Başkan Trump'ın, 2014'te New York eyaletinden Senato yarışına katılan Cumhuriyetçi adaya seçim kampanyası finansmanı yasalarını çiğneyerek bağış yapmaktan suçlu bulunan Hint asıllı muhafazakar film yapımcısı ve yazar Dinesh D'Souza'ya af çıkarmasının yankılarını aktarıyor. Gazete, Trump'ın, eski Başkan Barack Obama ve Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton'a yönelik saldırıları, komplo teorilerini şiddetle savunması ve kışkırtıcı yazılarıyla tanınan D'Souza'yı affetmesinin siyasi bir amaç güttüğünü yazıyor. Habere göre Trump'ın, D'Souza gibi Hint asıllı olan zamanın New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara tarafından suçlu bulunan D'Souza hakkında ”Adalet sistemimiz tarafından büyük haksızlıklara uğratıldı” şeklinde konuşması da siyasi bir mesaj taşıyor. Uzmanlara göre başkanlık makamının en büyük yetkilerinden olan af yetkisini özellikle tartışmalı kişiler için kullanması, Trump'ın kendisine sadık kaldıkları sürece suç işleseler bile yandaşlarını affedeceği, Preet Bharara örneğinde olduğu gibi karşıtlarınıysa saf dışı bırakacağı anlamına geliyor. Daha önce de göçmen karşıtı ve ırkçı eylemleriyle bilinen Arizona eyaleti Maricopa İlçesi Şerifi Joe Arpaio'yu affeden Trump'ın kendisinden önce gelen başkanların izlediği af protokolüne uymaması da gazeteye göre meselenin bir başka boyutu. Gazete, başkanların af ilan etmeden önce Adalet Bakanlığı'na başvurup uzmanlarla uzun değerlendirmelerde bulunduğunu ve genellikle görev sürelerinin sonlarına doğru af çıkardıklarını hatırlatıyor. Oysa son olarak kışkırtıcı yazar Dinesh D'Souza'yla birlikte altı kez af kararı çıkaran Trump, bunların hiçbirinde Adalet Bakanlığı'nın görüşünü almadı ve tek taraflı olarak hareket etti.

Yorumları göster