04.06.2018 15:44:10 | Son Güncelleme

Ankara’da gergin Haziran

Ankara referandumda yüzde 51,15 ile “Türk Tipi Başkanlık” sistemine “Hayır” demişti.

Peki Ankaralı seçmen 24 Haziran’da kime oy verecek? Gazeteci Banu Güven başkent sokaklarında bu sorunun yanıtını aradı.Ankara'da havaalanından kent merkezine uzanan yolun her kilometresi size AKP iktidarını hatırlatır. Otoyolda ilerlerken, her biri zamanında 5 milyon TL'ye mal olan beş kapıdan birinden geçersiniz. Disneyland esprisindeki bu kapıları yaptıran, bu yola 2006'da Recep Tayyip Erdoğan'ın adını vermeye çalışan sabık Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'tir. Ankara referandumda "Hayır” dedikten sonra, bizzat Erdoğan tarafından görevi bırakmaya zorlanmıştır. Yolun iki yanında, eskiden gecekonduların olduğu alanlarda, eski bilimkurgu filmlerindeki dekorları andıran TOKİ yerleşimleri yükselir. Bu yolculuk bana AKP iktidarının Refah Partisi'nin belediye seçimlerinde büyük başarı kazandığı 1994 yılına dayandığını düşündürür hep.

Bu düşüncelerle kent merkezine geldiğimde bazı dükkanların camındaki "Kapatıyoruz - Zararına Satışlar” yazıları dikkatimi çekiyor. Dev reklam panolarında ise "Ne Yaparsa AK Parti Yapar”, "Vakit Ankara Vakti” sloganları var.

Ankaralı seçmenin nabzını tutmak için en iyi noktalardan biri Kızılay. Erdoğan, eli göğsünün üzerinde, yüksek bir binanın duvarından meydana bakıyor. Tam baktığı yönde Ethem Sarısülük'ün 5 yıl önce vurulduğu kaldırım var. Burada polisler birikmiş, akşamki anmayı bekliyorlar.

Ortalık parti araçlarından yükselen propaganda şarkılarıyla inliyor. Güvenpark tarafında Millet İttifakı sıralanmış. Karşıdaki AVM'nin önüne ise AKP yerleşmiş. MHP ile HDP yok. MHP işi AKP'ye bırakmış, HDP'nin derdi ise güvenlik. Onları sonra bulacağım.

Seçmenin nabzını tutmaya en kıdemlisinden başlıyorum. Avukat Güngör Kılıç 82 yaşında, CHP seçmeni."Şu yaşıma geldim, memleketin özgürlükten, adaletten bu denli uzaklaştığını görmedim” diyor. Darbeleri de hatırlıyor elbet, ama seçimle gelen iktidarları kıyasladığında böyle hissediyor. "Adım adım tamiri zor bir noktaya getirildik” diyor, "Bu son viraj, alamazsak ülke elden gider”. CHP'nin adayı Muharrem İnce'nin "Türklerle Kürtler etle tırnak değil. Yürek yüreğeyiz” demesi hoşuna gitmiş. HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın cezaevinde olmasını "çok yanlış” buluyor. HDP'nin demokrasi ve özgürlükler için barajı aşmasını istiyor. HDP'nin barajı aşamamasının sadece AKP'ye yarayacağını söylüyor. HDP'nin meclise girememesi demek, 70 - 80 milletvekilliğinin havadan AKP'ye geçmesi demek, biliyor.

Aynı görüşü İyi Parti standında da duyuyorum. Seçim çalışması yapan partililer ve seçmen oturmuş sohbet ediyorlar. Onlar da meclis aritmetiğini dikkate alarak HDP'nin barajı aşmasını istiyorlar. Millet İttifakı'nın HDP'nin olmadığı bir mecliste etkisiz bir azınlık olacağını biliyorlar. "İttifakta olsaydı, baraj sorunu da hallolmaz mıydı?” sorusuna ise partililer, "Taban buna hazır değil” cevabını veriyorlar, ama ekliyorlar: "Cumhurbaşkanı adayının cezaevinde olmaması gerekir. Adam hükümlü bile değil”. "Hakkında onlarca dava var” dediğimde gülüyorlar. İçlerinden biri Erdoğan'ı kastederek, "Adam kendinden farklı olan herkesi hain ilan ediyor” diyor, diğerleri onaylıyor.

Mustafa Işık 59 yaşında, "11 yaşından beri MHP'liydim. Bahçeli Akşener'e paralelci dediği gün partiyi bıraktım” diyor. İyi Parti'nin Çankaya İlçe Başkanı Ferhat Ilgaz, eskiden Demokratik Sol Parti (DSP) üyesiymiş. Standın en heyecanla çalışanı 25 yaşındaki Can Aydın. Ailesi CHP'li, ama o milliyetçi olduğu için İyi Parti'ye meyletmiş. Sahada çalışmaktan yüzü yanmış, burnunda güneş gözlüğünün izi var.

Yaşlıca bir adam çadırda oturan partililere dert yanıyor. Ali Rıza Koçer 69 yaşında. Eskiden AKP seçmeniymiş. Batman'da görevli polis oğlu 15 Temmuz'dan sonra tutuklanmış. "Yirmi iki aydır cezaevinde! Bitlis'te tutuluyor. Ailece bir gidişimiz 400 lira. Maddi durumum elvermiyor, gidip göremiyorum. Gelinimi de lojmandan attılar” diye anlatıyor. AKP iktidarı son bulursa, oğlunun özgür kalacağına inanıyor.

İki kadın seçmen, 62 yaşındaki Nurcan Y. ile 65 yaşındaki Saliha K. İyi Partililer'e yaklaşıp, "Siz de müziğinizin sesini biraz açsanıza, bakın onlar nasıl açıyor” diyorlar. Onları İyi Parti seçmeni zannederek konuşuyorum. Biraz mahçup, gülüyorlar. "Aslında biz CHP seçmeniyiz. Oyumuzu da Muharrem İnce ve partimize vereceğiz” diyorlar. Pekiyi Akşener'le neden bu kadar ilgileniyorlar? "İnce ikinci tura kalamazsa, o kalsın isteriz. Kadın olduğu için” cevabını veriyorlar. Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğunu antidemokratik buluyorlar. Oyların çalınmasından ve HDP'nin baraj altında bırakılmasından endişe duyuyorlar. Her ikisi de seçim günü sandık başında görevliler.

Saadet Partisi'nin standında broşür dağıtan 54 yaşındaki İclal Gözağaç ile sohbet ediyoruz. AKP'den Saadet Partisi'ne oy kaydığını söylüyor ve bunu saha çalışmalarında edindiği izlenime dayandırıyor. "Mahalle taramaları yapıyoruz” diyor. Görüştüğü her 10 kişiden ikisinin AKP'ye oy verdiği için pişman olduğunu söylüyor. "Erdoğan neden oy kaybediyor?” sorusuna, "Bir söylediği diğerini tutmuyor. Ekonomi de kötü, dış politika da” cevabını veriyor. Stantta oturan bir başka partili elindeki gazeteyi sallayarak manşetini gösteriyor. "Mavi Marmara'yı da yazın” diye sesleniyor. Tam bir gün öncesi, yani 31 Mayıs, Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisindeki aktivistlerden 10'unun İsrail askerlerince öldürülmesinin yıldönümüydü. Gazetenin manşetinde geminin satılıp parçalandığı haberi var. İclal Hanım bu seçimi, "uçurumdan önce son çıkış” olarak tanımlıyor. HDP'nin barajı geçememesinin sonuçlarını çok düşünmemiş, ama "HDP'li de insan” diyor, saldırıları eleştiriyor. Kendi adaylarının da saldırıya uğradığını anlatıyor. "Yumurta atanlar mı istersiniz, küfür sallayanlar mı, yoksa stantlara tekme tokat girenler mi?”

CHP'yi meydanda gençler temsil ediyor. Ama etrafta yaşını almış olsa da fişek gibi dolaşan seçmenler var: S.A. 67 yaşında, hızını kesmeden yürürken, "Bu seçim ile daha da gençleşeceğiz. Bu Kurtuluş Seçimi” diyor. İnce'nin ikinci tura kalacağından emin. "Neden milletvekillikleri AKP'ye kaysın? HDP elbette barajı aşsın” diyor. "Güneşli günler göreceğiz” diye seslenip yoluna devam ediyor. Karşıya, AKP kaldırımına geçiyorum.

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

Millet İttifakı arı gibi çalışırken, AKP tarafında gücün verdiği rehavet var. Üzerinde "Kutlu Dava” yazan otobüsten arada şarkılar yükseliyor. Stantta oturan erkekler yeni üye kaydı yapıyorlar. Bir kadın "Aferin Gençler! Çalışın” diyor. Alevi bir erkek seçmen standa yaklaşıp, "Söyleyin ben size neden oy vereyim?” diye soruyor. Genç adamlar önce bocalayıp, sonra cevap veriyorlar: "Erdoğan yapıyor, diğerleri yıkıyor”. Erdoğan'ın yıktıklarından söz etmiyorlar.

Meydanın Yüksel Caddesi tarafındaki AKP standında ise 22-26 yaş arası kadınlar çoğunlukta. Başı açık olan da var, kapalı olan da. Erdoğan'ı "kadınlara öncelik verdiği, iş imkanı yarattığı için sevdiklerini” söylüyorlar. Pekiyi 4 çocuk meselesi? "Çalışan bayanlara, bebeğe aileden biri de bakıyor olsa, bakıcı ücreti veriliyor” diyorlar. Onlar da kendilerini özgür hissettiklerini söylüyorlar.

Yüksel Caddesi biraz yukarıda. İnsan Hakları Heykeli'nin etrafında hala polis barikatı var. Kahve falına müşteri bulmaya çalışan Siirtli bir AKP'li, adalet ve demokrasiden umudunu kesmiş, ayrımcılığa uğradığı için işini bırakmış Alevi ve CHP'li bir kadın öğretmen, ailesinin partisi MHP hiç ortada görünmediği için kafası karışmış genç bir kadınla konuşuyorum. "HDP'ye oy vereceğim” diyen iki seçmen karşıma çıkıyor. İsimlerini "Kimseden korkumuz yok” diyerek veriyorlar. Bu, aslında korkulacak bir ortamda olduğumuzun teyidi sanki. Yıldız Bahçeci 53 yaşında, Vanlı. "Demokrasi ve eşitlik için HDP'yi seçeceğim. Savaş istemiyorum” diyor. "Bu savaşta ölenler hep garibanların çocukları” diye ekliyor.

Güvenpark'a döndüğümde CHP çadırının hemen yanında bir arbede çıkıyor. Polis, yere pembe mavi tebeşirle "Laik Eğitim” yazan bir Halkevci kadını engelliyor. Kavga başlıyor. Bir polis, CHP Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı'nın boğazını sıkıyor. Partili bir genç kadın da tekme yiyor. Kavga durduktan sonra kalabalık polisin karşısında dizilip "İzmir Marşı”nı söylüyorlar.

Ethem Sarısülük'ün anmasına gelen 56 yaşındaki Özcan Öztin stratejik bir karar vermeye çalışıyor. "Cumhurbaşkanlığı için İnce'ye, milletvekili seçimi için HDP'ye oy vereceğim” diyor. Demirtaş'a vermemekten dolayı rahatsız, ama Meral Akşener'in de İnce'yi geçmesinden endişe ediyor. Akşener'in İçişleri Bakanı olduğu dönemdeki faili meçhul cinayetleri unutmuyor.

HDP'liler Kuğulu Park'ta harıl harıl çalışıyor; Demirtaş'ın seçmene cezaevinden yazdığı mektubun basılı olduğu broşürü dağıtıyorlar. Standın hemen yanındaki büyükçe çalıyı, Demirtaş'ın, elinde sazı, gülümsediği fotoğraflarıyla süslemişler. İl Yöneticisi Derya Bakır güvenlik endişesiyle her yere gidemediklerini anlatıyor. Yüksel Caddesi'nde dövülen partilileri, Dikmen'de "Bir daha gelirseniz kurşun sıkarız” tehditleriyle saldırıya uğrayan seçim aracını anlatıyor. Huzurlu gibi görünen Kuğulu Park'ta olanları da. Birkaç gün önce biraz ilerideki İyi Parti standından genç kadınlar çıkıp gelmiş, "Biz Türküz; burada Kürt'e yer yok” diyerek HDP standını tekmelemişler. Esnaf onları durdurmuş. Bir gün önce de İyi Partili gençler standın etrafını ellerinde bayraklarla yarım saat çevirmişler. Bunun üzerine CHP devreye girmiş ve iki partinin arasına kendi standını kurmuş. Pekiyi seçmen HDP'lilere nasıl davranıyor? Derya, "Genelde olumlu” diye anlatıyor, "On seçmenden yedisine ulaşıyoruz. Eleştiren de oluyor, öven de. Ama bazen bileğimizi çevirmeye çalışanlar, broşürü uzattığımız elimize vuranlar, itekleyenler de çıkıyor karşımıza. Düşmanlaştırmanın sonucu işte” diyor.

Gün biterken Kuğulu Park'tan ayrılıyorum. Tunalı Hilmi'de yürürken bir Hüda-Par aracı "Hoşgeldin şehrimize, Hoşgeldin gönlümüze” şarkısıyla yanımızdan geçiyor. Kaldırımdakiler şaşkın, "Yolunu kaybetmiş galiba” diyenleri duyuyorum.

Ankara'da 1 Haziran işte böyle geçiyor.

Banu Güven

© Deutsche Welle Türkçe

Yorumları göster