16.12.2017 11:19:15 | Son Güncelleme

Erdoğan'ın çıkışının ardından Yunanistan'dan ikinci hamle!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yunanistan'da Müslüman Türk azınlıkların problemleriyle ilgili yaptığı açıklamaların ardından, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Batı Trakya’da müftülerin seçimi ile ilgili olarak inisiyatif üstleneceklerini açıkladı. Çipras'tan sonra ikinci bir açıklama da Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanı Kostas Gavroğlu'ndan geldi. Gavroğlu, "Azınlık geçmişte çılgınca politikalar, baskılar ve kabul edilemez yasalara maruz kaldı. Bu nedenle devlete güvenmiyor." dedi.

Çipras, Brüksel’deki AB Zirvesi’nden sonra Yunan gazeteciler için düzenlediği basın toplantısında bir soruyu cevaplandırırken, Yunan devletinin tanıdığı resmi müftülerin (tayinli müftüler) Türk Azınlığın büyük bir bölümü tarafından tanınmadığını belirterek, bu durumu düzeltmek gerektiğini söyledi.

“Bunu yapmalıyız. Çünkü bu durum ne bize yakışır, ne de Azınlığın kendini rahat hissetmesini sağlar. Zaruri bir ihtiyaç söz konusu. Bunun ne Türk-Yunan ilişkileri ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgisi var. Yarın olacak demiyorum, zaman içinde olacak ama Yunan devletinin tanıdığı dini liderler, Azınlık tarafından kuşku ile karşılanmamalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta yaptığı Atina ziyaretinde bu konuda duyulan rahatsızlığı ifade etmişti.

YUNAN BAKAN HÜKÜMETE SESLENDİ

Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanı Kostas Gavroğlu, hükümetin Batı Trakya'da, Müslüman Türk Azınlığa yönelik saygılı bir politika izlemek arzusunda olduğunu belirterek, müftülerin seçimi meselesinin de mutlaka bu politika çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.

Gavroğlu, meclis televizyonu Vouli TV'ye yaptığı açıklamada, Batı Trakya'daki müftülük meselesi ve hükümetin azınlık mensuplarıyla ilgili miras meselelerinde İslami kuralların yanı sıra Yunanistan Medeni Kanunu'nun geçerli olması yönünde hazırladığı yasal düzenlemeye değindi.

Batı Trakya'da, müftülerin yetkileri dahilinde olan azınlık mensuplarıyla ilgili aile hukuku ve miras meselelerinde İslami kuralların kaldırılmasının hükümetin azınlık politikasıyla ilgili stratejisinin bir parçası olduğunu ifade eden Gavroğlu, bu konuda yapılması planlanan değişiklikler kapsamında müftülerin seçimle iş başına getirilmesi düşüncesinin de bulunduğunu belirtti.

"AZINLIK GEÇMİŞTE ÇILGINCA POLİTİKALAR, BASKILARA MARUZ KALDI"

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

Gavroğlu, "Azınlık geçmişte çılgınca politikalar, baskılar ve kabul edilemez yasalara maruz kaldı. Bu nedenle devlete güvenmiyor." dedi.

Müslüman Türk azınlığa yönelik saygılı bir politika izlemek istediklerine işaret eden Gavroğlu, "Bu nedenle adım adım götürmek istiyoruz. Bu adımlar çerçevesinde mutlaka müftülüklerin akılcı bir düzeye getirilmesi de masaya konmalı. Bunun içinde müftülerin seçimi meselesi de yer almalı." diye konuştu.

İstanbul'da, Patrikhanede yapılan patrik seçiminin San Sinod kurulu üyeleri tarafından yapıldığını ifade eden Gavroğlu, müftülerin iş başına gelmesinde ise farklı yöntem uygulandığını belirtti.

Gavroğlu, "Tarih boyunca bu öyle oldu. Ancak burada bir fark var. Eskiden olduğu gibi, Osmanlı döneminde müftüleri atayan devlet kurumları artık bulunmuyor. Bu nedenle yapılacak düzenlemede seçim kurulunun kimlerden oluşacağı, hak ve yetkilerinin neler olacağına bakmalıyız." ifadelerini kullandı.

"ALINAN KARARLAR AZINLIĞIN GELENEĞİNE SAYGILI OLMALI"

Hükümetin azınlık mensuplarıyla ilgili miras meselelerinde İslami kuralların yanı sıra Yunanistan Medeni Kanunu'nun geçerli olması yönünde hazırladığı yasal düzenlemeye değinen Gavroğlu, "hükümetin bu konuda cesur bir adım attığını ancak, alınacak kararlarda azınlığın geleneklerine saygılı olunması" gerektiğini kaydetti.

Gavroğlu, hükümetin yasal düzenlemeyle ilgili azınlık çevreleriyle istişarelerde bulunduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Oylamak istediğimiz yasal düzenleme onlarca yıl geç kalmış bir düzenlemedir. Bu düzenleme demokrasiyi güçlendiriyor. Ancak, Batı Trakya'da, Müslüman azınlığın yoğun olarak yaşadığı illerde son üç yıl içerisinde 2 bin 200 evlilik yapıldı. Bunlardan sadece 680'i siyasi evlilik (müftülerin katılmadığı, belediyelerde yapılan nikah) şeklinde oldu. Yani, burada yüzde 70'inin gelenekleri sürdürdüğü bir azınlık olduğunu görüyoruz. Bu gerçeğe saygılı olunması gerekir." diye konuştu

Yorumları göster