22.09.2014 10:41:04 | Son Güncelleme

Hanefi Bostan’dan grev çağrısı

Türk Eğitim-Sen ve Türk Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, eğitimde yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla 24 Eylül'de greve gideceklerini belirtti.

Eğitim çalışanlarının sorunlarına değinen Türk Eğitim-Sen ve Türk Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, eğitimde yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla 24 Eylül'de greve gideceklerini belirtti.

Türk Eğitim-Sen ve Türk Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, yaptığı açıklamada eğitim çalışanlarının yaşadığı sıkıntılara dikkat çekmek amacıyla24 Eylül'de bir günlük iş bırakma eylemi yapacaklarını bildirdi. Bostan, "Eğitim kurumlarında iç barış bozulmuş ve çalışanların bütün özlük hakları MEB'in, üniversite rektörlerinin ve Kredi-Yurtlar Kurumu'nun yanlış ve haksız politikaları nedeniyle gasp edilmiştir. İç barışın bozulduğu, motivasyonun dibe vurduğu, haksızlığın ve huzursuzluğun tavan yaptığı kurumlarda iyi bir eğitimin verilemeyeceği gün gibi aşikardır” dedi.

"ADI DERSHANE KANUNU OLAN BİR DÜZENLEME YAPILDI”

Yapılan atamalardan bahseden Bostan, "Üniversiteler ile Kredi Yurtlar Kurumu hariç altı ay öncesine kadar MEB'in yönetici atamalarında sağlam bir mevzuat olduğu için bakanlık istediği ölçüde yandaş atama yapamıyordu. Yaptığı atamalarda görevlendirme şeklinde geçici atamalardı. Daha doğrusu yönetici atama konusunda sınavla alın teri döken, bilgisi, becerisi, liyakati olan kişilerin bir takım makamlara gelebilmesi söz konusu idi. Daha sonra adı dershane kanunu olan bir düzenleme yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığı'nda 73 bin okul yöneticisinin 3 bin merkez teşkilatı ve taşra yöneticilerinin özlük hakkı ve kazanılmış haklarından olan idareci kadroları bir kalemde sona erdirildi” ifadelerini kullandı.

Sendikalar arasında ayırım yapıldığını iddia eden Hanefi Bostan, "Dişiyle tırnağıyla bir makama gelmiş insanlar, sırf yandaş sendikanın üyesi olmadığı için alaşağı edildi. Aslında yetkililerin sendikalar arasında ayırım yapması, taraf tutması yeni Ceza Kanunumuza göre 6 aydan 3 yıla kadar hapsini öngörmektedir. Ancak ülkemizde kanunlar rafa kaldırıldığı için bu hükmün çok fazla bir anlamı kalmadı. Bu tür hak gasplarını ve zulümleri biz darbe dönemlerinde bile yaşamadık. Bu dönemde yaşananlar, 12 Eylül'e ve 28 Şubat dönemine rahmet okutacak düzeyde, insan haklarına aykırı ve hukuk ihlalleriyle dolu uygulamalardır” dedi.

"EĞİTİM SENDİKALARIYLA BİR GÜNLÜK İŞ BIRAKIYORUZ”

Eğitim sendikalarıyla birlikte bir günlük iş bırakma eylemi yapacaklarını belirten Bostan, "Bir ülkede görevde yükselme gibi insanların en tabi arzusu ve hakkı olan bir uygulama suistimallere açık hale getiriliyorsa, bir insan müdür, başhekim, merkez müdürü, şube müdürü, daire başkanı, fakülte sekreteri olmak için bir takım makamlara yağ çekmek, el pençe divan durmak zorunda bırakılıyorsa, o ülkede hukuktan, nizamdan ve insan haklarından bahsedilemez. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak böyle bir anlayışa kökünden karşıyız. Bunun için de 21 Ağustos'tan beri sürekli eylemler yapıyoruz. 24 Eylül tarihinde sadece okul müdürlerinin ve müdür yardımcılarının yaşadığı bu haksızlıklar değil, eğitim çalışanlarının tümünün yaşadığı hem sosyal hem ekonomik sorunları dile getirmek amacıyla yandaş sendika hariç diğer eğitim sendikalarıyla birlikte bir günlük iş bırakıyoruz” dedi.

Yapılacak eylemin süresinden bahseden Bostan, "Mücadelemiz birkaç günlük iş bırakma eylemiyle bitmeyecek, yönetici atama sistemi haksızlıklara yol vermeyecek şekilde düzenlenene, akademisyenlerin maaşı düzeylerine uygun hale getirilene, 4-C'lilere kadro verilene,öğretmen ve memurlara öngörülen rotasyon uygulaması kaldırılana kadar sürecektir” dedi.

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

Hanefi Bostan, "Hz. Ali, ‘Haksızlık karşısında susanlar, hakları ile birlikte şereflerini de kaybederler' diyor. Biz şerefimizi kaybetmeyeceğiz; bu mücadelede sonu nereye varırsa varsın devam edeceğiz. Hukuk ve demokrasi içinde meşru haklarımızı kullanacağız. Umarız bu son iş bırakma eylemimiz olur. Bütün bunların düzeltilmesi adına sayın Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı söz vermelidirler. Bu sözler verilmediği sürece eylemlerimiz 24 Eylül'le sınırlı kalmayacaktır. 24 Eylül son değil, bir başlangıçtır. Kimse bizi yandaş olmaya zorlayamaz, inançlarımızla, inandıklarımızla son nefesimizi vermeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Bostan, "İş bırakma eylemi yaparak hizmet üretmeme suretiyle tepkimizi göstermemiz, sendikal faaliyetler kapsamında demokratik bir hak olup, belirtilen hakkın varlığı uluslararası sözleşmeler, iç mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile istikrar kazanmıştır. Daha önceki iş bırakma eylemlerimiz, kamu görevlilerinin hak arama mücadelesini kabul etmeyen siyasi iradeye karşı haklılığımızı tüm kamuoyu önünde teyit etmiş, yargı kararları da bu haklılığı tescil etmiştir” dedi.

"24 EYLÜL'DE GREVE GİDİYORUZ"

Anayasa'nın ilgili maddesini hatırlatan Bostan, "Anayasa'mızın milletlerarası antlaşmaları uygun bulma başlıklı 90'ıncı maddesinin son fıkrasında ‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır' denilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, iş bırakma eyleminden dolayı kamu çalışanlarına ceza verilemeyeceğini İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü), sözleşmelerini imzalamak ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni kabul etmek ile 4688 ve 2821 sayılı yasaları çıkarmak sureti ile kabul etmiştir” ifadelerini kullandı.

Bostan, "Ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve yargı kararları, kamu çalışanlarının üyesi oldukları sendikanın aldığı karar uyarınca iş bırakma eylemine katılmasından dolayı cezalandırılamayacağını öngörmektedir. Bu nedenle Türk Eğitim-Sen tarafından alınan eylem kararı bir gün iş bırakan üyelerimize bu eyleme katılmaları sebebi ile herhangi bir ceza verilemez. Türk Eğitim-Sen olarak hakkı tutup kaldırmak için üretimden gelen gücümüzü kullanarak bir günlük greve gidip sorumluları uyarmak, uyuyanları uyandırmak istiyoruz. Eğitimde adaleti ve huzuru yeniden tesis etmek için başka bir yol kalmadı” dedi.

Hanefi Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Okul müdürü ve yardımcılarının gasp edilen özlük haklarının iade edilmesi için; yönetici atamalarında eğitim düzeyi, liyakat, kariyer, kişilik, verimlilik, başarı gibi unsurların dikkate alınması için,yandaş yönetici değerlendirmesine hayır demek için,eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal hakları için, gasp edilen enflasyon farkının geri alınması için, akademik personelin maaşlarına konumlarına uygun zam yapılması için, üniversite idari personelinin ekonomik ve sosyal haklarının geliştirilmesi için, daha demokratik üniversite için, Kredi-Yurtlarda çalışanların gasp edilen ekonomik ve özlük haklarını geri almak için, siyasi kadrolaşmaya dur demek için, rotasyon ve sürgünlere hayır demek için, kamu görevlileri lehine alınmış olan mahkeme kararlarının geciktirilmemesi için, kazanılmış özlük, mali ve sosyal haklarının korunması için, 4-C'lilerin kadroya alınması ve taşeronlaşmanın kaldırılması için, kamuda yeni adaletsizlik ve ayrımcılığa mahal verecek hukuk dışı uygulamalardan kaçınılması için, hak, hukuk ve insan hakları için 24 Eylül'de greve gidiyoruz.”

24 Eylül'de İstanbul Aksaray Meydanı'nda gerçekleşecek olan eylem, İstanbul Valiliği önündeki basın açıklaması ile son bulacak. (İHA)

Anahtar Kelimeler:
Yorumları göster