04.06.2018 11:10:29 | Son Güncelleme

"Katar'a yönelik planlarını başarısızlığa uğrattık"

Katar'ın Ankara Büyükelçisi Salim Mübarek Al Şafi: - "Katar'a abluka uygulayan ülkelerin nihai hedefi Katar'a boyun eğdirmek, özgür iradesini kırmak ve Katar'ın bağımsız dış politikalarını zayıflatmaktı. Ancak kendimize güvenimiz, dünyadaki müttefiklerimiz ve dostlarımızın bize güveni sayesinde krizin erken bir aşamasında Katar'a yönelik planlarını başarısızlığa uğrattık" - "Türkiye'nin Körfez krizindeki duruşunun politik açıdan rasyonel ve dengeli bir duruş olduğuna inanıyoruz" - "BAE ve Suudi Arabistan'ın başını çektiği abluka ekseni ülkeleri bölgede daha fazla sorun ve kriz yaratmaya çalışıyor. Bu ülkelerin çözüm arayışı içinde olduğunu da düşünmüyoruz" - "Türkiye aleyhinde medya kampanyaları yürütenlerin Türk parasını manipüle etme konusuna karıştıklarına dair de güçlü kuşkular var. Geçen yıl aynısını bize yapmaya çalıştılar"

Katar'ın Ankara Büyükelçisi Salim Mübarek Al Şafi, geçen yıl ülkesiyle diplomatik ilişkilerini kesen ve ekonomik abluka başlatan bazı Körfez ülkelerinin amacının Katar'a boyun eğdirmek, özgür iradesini kırmak ve Katar'ın bağımsız dış politikalarını zayıflatmak olduğunu ancak aradan geçen bir yılda bunu başaramadıklarını ifade etti.

Büyükelçi Şafi, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır yönetimlerinin 5 Haziran 2017'de Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmesi ve başlattıkları ekonomik ablukanın yıl dönümünde AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Katar'a abluka uygulayan ülkelerin yaklaşık bir yıl önce Katar Haber Ajansının internet sitesine sızarak, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani adına sahte açıklama yayınladığını belirten Şafi, "Bize kanunsuz ve gayri ahlaki bir abluka uyguladılar. Mübarek ramazan ayında insani değerlere ve İslamiyet'in hoşgörü öğretilerine ters bir abluka." ifadesini kullandı.

Şafi, söz konusu ülkelerin, bununla da yetinmeyip ticaret, yatırım ve hareket özgürlüğünü de engellediğine işaret ederek, "Ekonomimizle oynamaya çalıştılar. Kendi halklarının, bizimle olan yakınlıklarını ifade etmelerini yasakladılar ve bunu yasayla suç haline getirdiler." açıklamasında bulundu.

Suudi Arabistan ve BAE'nin liderlik ettiği eksen ülkelerinin, farklı bahaneler ortaya atarak diğer ülkeleri Katar'a karşı kışkırttığının altını çizen Şafi, ancak daha sonra bütün dünyanın ortaya atılan iddialarının yalan ve asılsız olduğunu gördüğünü vurguladı.

Şafi, Katar'a abluka uygulayan ülkelerin şu ana kadar yürüttükleri siyasi, politik ve ekonomik kampanyalarındaki iddia ve iftiralarını uluslararası topluma kanıtlayacak bir delil sunamadığına dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi:

"Tam olarak bu nedenle, krizi askeri olarak tırmandırma tehdidi ve Katar'daki rejimin devrilmesini teşvikle bizim onların diktasına hızlı bir şekilde boyun eğeceğimizi düşünüyorlardı. Katar'a abluka uygulayan ülkelerin nihai hedefi, Katar'a boyun eğdirmek, özgür iradesini kırmak ve bağımsız dış politikalarını zayıflatmaktı. Ancak kendimize güvenimiz, dünyadaki müttefiklerimiz ve dostlarımızın bize güveni sayesinde krizin erken bir aşamasında Katar'a yönelik planlarını başarısızlığa uğrattık."

- "Katar, meydan okumayı fırsata dönüştürdü"

Büyükelçi Şafi, krizin başlangıcında abluka uygulayan ülkelerin Katar'a sataştığına işaret ederek, bu durumun o dönemde vatandaşların gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçlarını temin etmek için ülkesine ek maliyete neden olduğunu anımsattı.

Şafi, ülkesinin hızlıca alternatif taşımacılık hatları ve ithal ürünler tedarik etmeyi başardığına değinerek, "Ayrıca, itimat ettiğimiz bölgesel ve uluslararası ticaret merkezlerini artırmayı ve çeşitlendirmeyi başardık. Özetle, denklemi kendi lehimize çevirdik ve meydan okumayı fırsata dönüştürdük." ifadesini kullandı.

Katar Hava Yolları ile Hamad Uluslararası Limanının ablukanın kırılmasında kilit rol oynadığına işaret eden Şafi, 2017'de 18 yeni destinasyon açtıklarını ve 36 yeni uçak satın aldıklarını hatırlattı.

Şafi, Hamad Uluslararası Limanı aracılığıyla çok sayıda ülkeye doğrudan deniz ulaşım hatları açıldığını dile getirerek, Katar ekonomisinin karşı karşıya kaldığı saldırıya büyük bir esneklik gösterdiğini belirtti.

Dünya Bankasının son raporlarının Katar'da bu yıl beklenen büyüme oranının yüzde 2,8 civarında olacağına işaret ettiğini kaydeden Şafi, "Kriz sırasında tüm dünyaya bağımsız, dengeli ve güvenilir bir ortak olduğumuzu kanıtladık. Öyle ki çok sayıda ekonomik göstergemiz bize abluka uygulayan ülkelerdeki ekonomik göstergeleri geride bıraktı." değerlendirmesinde bulundu.

Şafi, krize rağmen dünyadaki sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık yüzde 20'sini ihraç etmeyi sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Dış ticaretimiz 2017'de, bir yıl öncesinin verileriyle kıyaslandığında yüzde 16 artış gösterdi. Altyapımızı geliştirmeyi ve mimari kalkınma için yükümlülüklerimizi yerine getirmeyi sürdürdük. Geçen yıl Katar'daki inşaat sektöründe yüzde 15,5'lik bir büyüme oldu. Aslında abluka ülkeleri kendi üzerinde bir uluslararası izolasyon uygulaması yaptı."

- "Çözüm şartsız müzakereye oturmak"

Büyükelçi Şafi, Katar'a abluka uygulayan ülkelerin uygulamalarının bu ülkelerin itibarına, politik performansına ve ekonomik imkanlarına olumsuz şekilde yansıdığını herkesin gördüğünü dile getirdi.

Şafi, "BAE ve Suudi Arabistan'ın başını çektiği abluka ekseni ülkeleri bölgede daha fazla sorun ve kriz yaratmaya çalışıyor. Bu ülkelerin çözüm arayışı içinde olduğunu da düşünmüyoruz. Bu devletlerin eylemleri de bunu onaylıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Bu ülkelerin krizin çözümüne ilişkin dost ülkelerin ortaya koyduğu tüm samimi çabaları bozmaya çalıştığını vurgulayan Şafi, "Özellikle de Kuveyt Emiri Şeyh Sabah El-Ahmed El-Cabir Es-Sabah, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eski ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un çabalarını bozmaya çalıştılar." ifadesini kullandı.

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

Şafi, ülkesinin bugün her zamankinden daha güçlü olduğunu ve krizden başarıyla çıktığına dikkati çekerek, "Planlarını boşa çıkartmayı başardık. Dünyadaki bütün ülkelerle olan ittifak ve dostluklarımız, bugün krizin patladığı ilk günlere göre çok daha güçlüdür." açıklamasında bulundu.

Şafi, öte yandan krizin bölgeye, İslam dünyasına, uluslararası ilişkilere, terörle mücadeleye ve aşırıcılığa karşı olumsuz yansımalarından korktuklarının altını çizdi. BAE ve Suudi Arabistan'ın liderliğindeki eksen ülkelerinin politikalarından etkilenen ülkelerin sayısının geçen yıldan bu yana arttığına işaret eden Şafi, şu ifadeleri kullandı:

"Lübnan, Filistin, Tunus ve ayrıca Yemen'de onlara tabi otoritelerle kriz yarattılar. Ayrıca, Cibuti ve Somali ile de kriz çıkarttılar. İtibarları kötü. Onlara güven kaybolmuş durumda. Rastgele, karışıklık ve büyük ölçüde sorumsuzlukla nitelendirilen politikalarına güven kaybolmuştur. Krizin çözümüne giden yolun belli olduğuna inanıyoruz. İlk günden itibaren buna çağrı yaptık. Çözüm, müzakere masasına oturmak ve ciddi, mantıklı, eşit, herhangi bir şart veya zorlama ortaya koymadan diyaloğa girmek. İstemesi halinde ABD'nin bu ülkelerle iletişime geçerek krizi sonlandırabileceğine inanıyoruz."

- "Türkiye'nin çabalarını ve yapıcı rolünü takdir ediyoruz"

Büyükelçi Şafi, Türkiye-Katar ilişkilerini değerlendirirken de kardeşlik ve karşılıklı saygıya dayalı kurulan iki ülke ilişkilerinin harika düzeyde olduğunu belirtti. Bu durumun iki kardeş ülke halkının çıkarlarını gerçekleştirmeyi amaçladığını kaydeden Şafi, "İkili düzeyde başarabildiklerimizden çok mutluyuz ve gelecekte daha fazlasını gerçekleştirmek istiyoruz." ifadesini kullandı.

Halkların özgürlük, adalet ve onur beklentileri doğrultusunda bölgenin istikrarı ve refahı için çalıştıklarını vurgulayan Şafi, "Bu özellikler, halklarına ve bölgeye hiçbir şey sunamayan, dış güçlere ve bölgesel yıkıcılara bağımlı bazı aciz rejimler tarafından iyi bir şekilde karşılanmamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere Türk yetkililerin, krizin diplomatik yol ve diyalogla çözülebilmesi için güçlü diplomatik çaba sergilediğini hatırlatan Şafi, "Türkiye'nin Körfez krizindeki duruşunun politik açıdan rasyonel ve dengeli bir duruş olduğuna inanıyoruz. Aynı zamanda bu duruş, insani açıdan adil olan meseleye taraftır." ifadelerine yer verdi.

Katarlı Büyükelçi, Türkiye'nin bu konuda ortaya koyduğu çaba ve oynadığı yapıcı rolü takdir ettiklerinin altını çizerek, bunun doğru bir duruş olduğuna inandıklarını ve büyük güçlerin de içinde yer aldığı çoğu ülkenin krizin diyalog yoluyla çözülmesini istediğini aktardı.

Şafi, "Abluka ülkelerinin inatçılığı, Körfez'in ve bölgenin güvenliği ve istikrarını koruma çabalarımızı engellememelidir. Bu da çabalarımızı sürdürmek adına bir teşvik edici bir durumdur. Bize göre Türkiye, halen taraflar arasında iyi girişimleri ve yapıcı çabaları sürdürmek için dinamiklere sahip. Türkiye'nin Kuveyt ile yaptıkları bölge halklarının saygı ve takdirini kazanmıştır." ifadelerini kullandı.

- "Daha fazla Arap ve Katarlı turistin geleceğine inanıyoruz"

Büyükelçi Şafi, son dönemde bazı Körfez ülkelerinin Türkiye aleyhine yürüttüğü maksatlı ve önyargılı medya kampanyasını yakından takip ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Biz böyle alçak bir davranışa şaşırmadık. Bildiğiniz üzere, BAE ve Suudi Arabistan liderliğindeki abluka ülkelerine bağlı medya kuruluşları bir yıl önce bize karşı yalan ve suçlamalarla dolu bir kampanya başlatmıştı. Dolaysıyla aynı şeyi Türkiye'nin aralarında bulunduğu diğer ülkelerle de tekrarladıklarını görüyoruz. Bu kampanyanın sadece Türkiye'nin Körfez krizinde dengeli ve rasyonel duruşundan kaynaklandığına inanmıyor, Türkiye'nin bölgesel rolüne de uzandığını görüyoruz. Bölgedeki bazı ülkeler maalesef kimlik ve eksiklik sorunu yaşıyor. Bu ülkeler, bölgesel ve uluslararası politikalarla uğraşacak olgunluğa sahip olmayan kişilerce yönetiliyor."

Şafi, yayımlanan birçok raporda bu ülkelerden bazılarının 15 Temmuz başarısız darbe girişimini de desteklemeye karıştığı değerlendirmesinde bulunarak, o dönemde bu ülkelere bağlı medya organlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Almanya'ya kaçtığı yönündeki asılsız iddiaları yaydığını ve televizyon kanallarında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'i ağırladığına dikkati çekti.

Yine aynı ülkelerin bugünlerde Türkiye aleyhinde medya kampanyalarına liderlik ettiğini ve Türk turizminin boykot edilmesi çağrısında bulunduğunu belirten Şafi, "Buna eşzamanlı olarak, Türk parasını manipüle etme konusuna karıştıklarına dair de güçlü kuşkular var. Geçen yıl aynısını bize yapmaya çalıştılar." ifadesine yer verdi.

Türkiye aleyhine yürütülen bu tür ekonomik ve medya kampanyalarının ters sonuçlar doğuracağına inandıklarını vurgulayan Şafi, Türkiye'ye daha fazla Arap ve Katarlı turistlerin geleceğine inandıklarını dile getirdi.

Şafi, "Türkiye, güzel yerlere sahip bir ülke. Birden fazla hobi yapmak isteyen turistlere keyif dolu anlar sunuyor. Türkiye'deki turizm artık daha cazip bir konumda çünkü yerel para biriminin düşmesiyle turistler için daha az masraflı olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

- "2022 FIFA Dünya Kupası hazırlıklarımız iyi gidiyor"

Katarlı Büyükelçi, yaşanan krize rağmen 2022 FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanan ülkesinin her zamanki gibi çalışmalarına devam ettiğini ve bu alandaki yükümlülüklerini de yerine getirmeyi sürdürdüğünü belirtti.

Şafi, "2022'deki Dünya Kupasına ev sahipliği yapma konusundaki hazırlıklarımız iyi gidiyor. Diğer alanlarda yaptığımız gibi bu zor işte de başarılı olmak istiyoruz. Çeşitli alanlarda başarılarımızın önünde engel olacak hiçbir tarafa izin vermeyeceğiz." ifadelerine yer verdi.

Yorumları göster