09.09.2014 12:12:46 | Son Güncelleme

Mansur Yavaş'ın bireysel başvurusunu ret gerekçesi

Anayasa Mahkemesinin, CHP ile son yerel seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterdiği Mansur Yavaş'ın bireysel başvurularını reddine ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.

Mahalli idareler seçimlerinde CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş ile CHP, 30 Mart 2014'te yapılan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edilmesi talebinin reddine ilişkin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararının serbest seçim, adil yargılanma hakları ile ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine ayrı ayrı bireysel başvuruda bulunmuş, Yüksek Mahkeme, görev alanında olmadığı gerekçesiyle, başvuruları "konu bakımından yetkisizlik"ten reddetmişti.

Resmi Gazetede yayımlanan ret gerekçesinde, başvurucuların, YSK kararlarının yargısal nitelik taşıyan kararlar olduğunu, YSK kararlarına karşı da bireysel başvuruda bulunulabileceğini, Anayasa'daki YSK kararları aleyhine başka merciye başvurulamayacağı yolundaki hükmün, kararlarının kesin olması şeklinde anlaşılması gerektiğini ifade ederek, YSK'nın, başvurularına ilişkin delil ve iddiaları yeterince incelemediğini, kararda bariz takdir hatası bulunduğunu savundukları belirtildi.

Başvurucuların, YSK'nın başvuru konusu kararı nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin somut olay ve olgulara dayalı açıklama ve kanıtlamada bulunmadıkları aktarılan gerekçede, "Özellikle siyasi propaganda olanaklarının ne suretle kısıtlandığına yönelik somut kanıtların sunulmadığı, başvuru formu ve eklerinin incelenmesinden şikayetin özünün seçilme hakkına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifiyle bağlı olmayan Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarını seçilme hakkı çerçevesinde değerlendirmiştir" denildi.

Anayasa ve kanun hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerektiği ifade edilen gerekçede, "Bir başka ifadeyle, Anayasa ve sözleşmenin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir" değerlendirmesine yer verildi.

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

AİHS'nin, Türkiye'nin taraf olduğu Ek 1 Nolu Protokolün 3. maddesinde, "Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler" denildiğine dikkat çekilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

"AİHM içtihatlarına göre, anılan maddede geçen 'yasama' ifadesi mutlak anlamda ulusal parlamento anlamına gelmemekte, söz konusu ifadenin devletlerin anayasal yapısı ışığında yorumlanması gerekmekte, federal devletlerde federe devletlerin parlamentoları da bu madde anlamında 'yasama' organı olarak kabul edilmektedir. Görüldüğü üzere AİHS kapsamında korunan hak, yasama organının seçimi ile ilgili olup Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca mahalli idare niteliğinde olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle ilgili ihlal iddiaları, bağımsız bir hak olarak AİHS kapsamında değerlendirilmediğinden, bu hakka yönelik ihlal iddialarının bireysel başvuru konusu yapılabilmesi mümkün değildir.

Sonuç itibariyle, başvurucuların ihlal iddiasının konusu, Anayasa'da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların başvuru dilekçesinde ifade ettiği şekliyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü haklar, Anayasa ve AİHS ile buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin, konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir." (AA)

Anahtar Kelimeler:
Yorumları göster