09.09.2014 10:24:40 | Son Güncelleme

Şişmanlık ve kanser ilişkisi

Prof. Dr. Korhan Taviloğlu Şişmanlık ve kanser ilişkisi hakkında önemli açıklamalarda bulundu

Şişmanlık veya obezite nedir?

Aşırı miktarda ve sağlıksız yağ birikimi olması durumuna obezite ve bu kişilere obez veya şişman denir. Obezitenin değerlendirilmesi için vücut kitle indeksi (VKİ) veya body mass index (BMİ) olarak adlandırılan, boy ve ağırlığın özel bir formül ile oranlanması sistemi kullanılır. Günümüzde erişkinlerin yaklaşık 1/3’ünde obezite veya şişmanlık görülmektedir. 6-19 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerde % 15 oranında obezite görülür.

Vücut kitle indeksi (VKİ) nasıl değerlendirilir?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflaması

< 18.5

Zayıf

18.5 - 24.9

Sağlıklı

25 - 29.9

Fazla kilolu

30 - 40

Obez

> 40

Süper (morbid) obez

2008 yılı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) istatistiklerine göre, dünya genelinde 1.5 milyar fazla kilolu, 500 milyonunun ise obez olduğu saptanmıştır. Aynı yıl, dünya genelinde 12.7 milyon kanser olgusu belirlenmiş ve 7.6 milyon kanser ölümü gerçekleşmiştir.

Obezite veya şişmanlık neden olur?

Fazla gıda tüketimi, aşırı kalorili ve yağdan zengin gıdaların tüketimi, hareketsiz ve spordan uzak yaşam obeziteye uygun zemini hazırlar.

Obezite veya şişmanlık ile kanserin ilişkisi var mıdır?

Obezite yada şişmanlık ile kanser hastalığının bilimsel kanıtlar eşliğinde, doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir. Calle ve ark. 2003 yılı ABD istatistiklerine göre, obezite ile erkeklerde % 52 oranında ve kadınlarda ise % 62 oranında kanser riskinin arttığı belirlenmiştir. Aynı çalışmada, kansere bağlı ölümlerin % 15-30’unun obezite ile ilgisi olduğunun üzerinde durulmuştur. Özellikle; rahim kanseri, bağırsak kanseri, meme kanseri, böbrek kanseri ve yemek borusu kanserinin hareketsizlik, obezite veya şişmanlık ile % 25-30 oranında ilişkili olduğu bilinmektedir. Bazı çalışmalarda, yumurtalık kanseri, safra kesesi kanseri ve pankreas kanseri ile şişmanlık arasında da ilişki belirlenmiştir. Östrojen, projesteron, androjen ve insülin gibi hormonların ani değişikliklerinin kansere karşı eğilimi arttırdığı düşünülmektedir. Renehan ve ark. 2008 yılında gerçekleştirdikleri çalışmalarında: obezite ile erkeklerde yemek borusu kanserinin 1.5 kat, tiroid kanserinin 1.3 kat, bağırsak kanserinin 1.2 kat; kadınlarda ise rahim kanserinin 1.6 kat, safra kesesi kanserinin 1.6 kat, yemek borusu kanserinin 1.5 kat arttırdığını yayınlamışlardır.

Obez veya şişman kişilerde zayıflama ile kanser riski azalır mı?

Obez yada şişman kişilerde, zayıflama ile kanser riskinin azaldığına dair yeterli bilimsel kanıt yoktur. Aşırı kilolu veya şişman hastaların yaklaşık % 5-10’luk bir zayıflamaya gitmelerinin dahi sağlık açısından belirgin katkılar sağladığı bilinmektedir.

Spor yapma ile kanser riski azalır mı?

Haftada 3-4 kez yürüyüş, bağırsak kanseri riskini azaltabilmektedir. Menapoza girmiş kadınlarda günde yarım saat yürüyüş ile meme kanseri riskinin % 20 azaldığı gösterilmiştir. Chao ve ark. çalışmasında, düzenli olarak her gün bir saat spor yapan kişilerin 7 yıl boyunca izlemi sonucunda, bağırsak kanseri riskinin % 55 oranında ve rektum kanserinin % 30 oranında azaldığı saptanmıştır. Harriss ve ark. benzer şekilde, düzenli spor yapma sonucunda erkeklerde % 20 ve kadınlarda % 14 oranında kanser riskinin azaldığını bildirmişlerdir. Yine bu çalışmada, vücut kitle indeksinin 5 puan artmasının ise, kanser riskini arttırdığı rapor edilmiştir.

Türkiye’de obezite veya şişmanlık artıyor mu?

Evet, son yıllarda ülkemizde obezite veya şişmanlık giderek artmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2012 yılı verilerine göre, ülkemiz nüfusunun % 35’i fazla kilolu ve % 17’si obez belirlenmiştir. Ülkemizde erişkinlerde diyabet oranı % 9 (6.9 milyon) ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) oranı % 26 (12.7 milyon) olarak belirlenmiştir. Yine 2012 yılı istatistiklerine göre, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun % 16,9'u obez ve % 33'ü fazla kilolu olarak belirlenmiştir. Erkeklerde obezite oranı % 50,5 iken kadınlarda % 49,4 olarak belirlendi. Buna karşın fazla kiloluk oranı erkeklerde % 37.3 ve kadınlarda % 28.4 olarak belirlenmiştir.

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

2006 yılında İstanbul’da “Avrupa obezite ile mücadele Bakanlar Konferansı” düzenlenmiş ve “Avrupa obezite ile mücadele belgesi’’ imzalanarak obezitenin evrensel bir sağlık problemi olduğuna dikkat çekilmiş, 2006 yılında T.C. Sağlık Bakanlığı’nda, Obezite Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı kurulmuştur. Ülkemizde “Obezite (Şişmanlık) ile Mücadele ve Kontrol Programı (2010-2014)” hazırlanmış ve T.C. Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gibi Bakanlıklar ve gıda sektörü gibi paydaş kurumlarla işbirliği içinde planlamalar yapıldığı belirtilmektedir.

Dünyada obezite veya şişmanlık artıyor mu?

Evet, OECD ülkelerinde, 1996-2003 yılları arasındaki dönemde, 15 yaş ve üzeri nüfusta vücut kitle indeksi (VKİ) oranı 30’un üzerindeki nüfusun oranlarına bakıldığında obezitenin giderek yaygınlaştığı anlaşılabilir.

Ülke

15 yaş üzeri nüfusta VKİ 30’un üzerindeki nüfus %’si

Japonya

3.2

İtalya

8.5

Fransa

9.4

Almanya

12.9

Türkiye

17.0

Macaristan

18.8

Yunanistan

21.9

İngiltere

23.0

Meksika

24.2

ABD

30.6

Obezite veya şişmanlık, hayati tehlike yaratır mı?

Obez yada şişman kişilerde, yaşam tehdit altına girmektedir. Bu konuda yaygın olarak kullanılan sistemlerden olan Edmonton Obezite Sınıflama Sistemi (EOSS) ile skorun artması ile birlikte ölüm riski doğduğu bilinmektedir.

Evre 0: obeziteye bağlı risk faktörü (tansiyon, şeker sorunu) yok

Evre 1: obeziteye bağlı hafif risk faktörlerinin (sınırda yüksek tansiyon, açlık şekerinin bozukluğu, karaciğer enzimlerinin yüksekliği) ve belirtilerin (nefes darlığı, eklem ağrıları, halsizlik) bulunması

Evre 2: obeziteye bağlı kronik hastalıkların (yüksek tansiyon, tip II şeker hastalığı, uyku apnesi, eklem bozuklukları, reflü hastalığı, polikistik over sendromu, kaygı bozukluğu) varlığı

Evre 3: obeziteye bağlı organ bozukluklarının (kalp enfarktüsü, kalp yetersizliği, şeker hastalığına bağlı gelişen komplikasyonlar, ileri eklem bozuklukları ve yaşamı kısıtlayıcı hastalıklar) varlığı

Evre 4: obeziteye bağlı şiddetli organ bozukluklarının varlığı

2011 yılında Raj Padwal ve ark. 20 yaş üzerindeki 8,143 hasta üzerinde yaptıkları çalışmada 1988-1994 ve 1999-2004 dönemlerini karşılaştırmışlardır. 1988-1994 döneminde nüfusun % 77’sinin Evre 1-2 obez sınıfına girerken, 1999-2004 döneminde nüfusun % 90’ının obez sınıfına girdiği belirlenmiştir. Evre 2-3 olan obez

SORU VE GÖRÜŞLERİNİZ İÇİN: drkorhantaviloglu@mynet.com

Prof. Dr. Korhan Taviloğlu videoları için tıklayın

Yorumları göster