16.01.2019 09:09:24 | Son Güncelleme

Türkiye askeri operasyon mu yapacak ABD’yi mi bekleyecek?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’yi Suriye’deki Kürt güçler gerekçesiyle ekonomik yıkım ile tehdit etmesi, ardından ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ile güvenli bölgeyi müzakere edeceklerini açıklaması gündemde.

Bu noktada Suriye’de ABD ile Türkiye’nin müzakereleriyle sınır bölgesinde nasıl bir güvenli bölge kurulacağı ve Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği Menbiç’in kontrolü ile Fırat’ın doğusuna operasyon konusunda ne yapacağı merak konusu.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ile Abdullah Ağar’a göre; ABD ile Türkiye’nin “güvenli bölge” konusunda hangi koşullarda uzlaşma sağlayacağı önemli. Özellikle ABD’nin bu bölgeyle kastı PYD-YPG’nin koruma altına alınması iseTürkiye’nin bunu kabul etmeyeceğini belirten uzmanlar, Ankara’nın sahada ABD ile işbirliği yapmayı istediğini ve isteyeceğini ancak eğer uzlaşma sağlanamazsa da askeri operasyon seçeneğine başvurabileceğini düşünüyor.

“ABD, kontrol noktaları ve üsleri Türkiye’ye bırakmalı”

İstinye Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Fırat’ın doğusunda kurulmasında öngörülen devlet yapısına karşı Türkiye’nin kararını değiştirmeyeceğini ve bunun güvenli bölge meselesinde temel koşul olacağını işaret etti.

ABD’nin yaklaşımıyla Trump’ın dile getirdiği güvenli bölge önerisinde Türkiye açısından sakınca bulunduğunu söyleyen Caşın, “Trump’ın 20 millik güvenli tampon bölge önerisiyle Türk ve ABD askerleri arasında çatışma riskinin önlenebileceği söylenmesine rağmen bu durum defakto yani fiili olarak PKK garnizon devletini tanımaktır ki bunu Türkiye kabul etmediği üzere Şam Devleti de PKK-YPG’nin özerklik talebini reddetmiştir” şeklinde konuştu.

Mevcut durum değişmezse Ankara ve Washington’ın güvenli bölge konusunda farklı düşündüklerini kaydeden Caşın, Türkiye’nin tamamiyle terör örgütlerinden arındırılmış bir alanı kast ettiğini belirtti. Caşın, bu noktada ABD’nin sahadaki üsleri ile ağır silahlarını ne yapacağı meselesi ve Türkiye’nin terörle mücadelesi sırasında ABD’nin hava sahasında askeri uçaklarıyla karşıt önleme yapma ihtimali sorunları bulunduğunu söyledi. Caşın, “Eğer ABD, Türkiye ile müttefikse PKK ile müttefik değilse bunu sahada göstermelidir. Dolayısıyla egemen devlet olarak sınırdaki ABD kontrol noktaları Türkiye’yi devredilmelidir. Silahları Türkiye’ye bırakılmalıdır. Sınıra böylesi ağır bir yığınak yapmış Türkiye’nin de askeri operasyon yapması gerekmektedir. Güvenli bölge eğer müzakerelerde kabul edilirse de terör örgütünden ABD’nin sağladığı silahların toplanması gerekmektedir” dedi.

Trump’ın son Twitter mesajlarıyla Türkiye’ye meydan okuduğunu söyleyen Casın, iki ülke ilişkilerinde müttefikliğe zarar verebilecek “Johnson Mektubu” (ABD’nin 36. Başkanı Lyndon Johnson’ın Türkiye’ye Haziran 1964’te Kıbrıs konusunda gönderdiği ültimaton olarak yorumlanan mektubu) niteliğinde bir adım olduğunu da ifade etti. Caşın, “Zira Türkiye ile Amerika düşman değil bir defa müttefiktir. Niçin Amerika,bizi ekonomik olarak mahvetme riskini göze alıyor biz ne yaptık? Ayrıca Amerika, dünyanın jandarması değil. Eğer Türkiye’ye karşı bir ambargo uygulanacaksa bu da uluslararası hukuka uygun şekilde Birleşmiş Milletler kararıyla mümkün olabilir” diye konuştu.

“Güvenli bölge PKK’yı himaye edecekse Türkiye kabul edemez”

Savunma uzmanı Abdullah Ağar, güvenli bölge konusunda sağlıklı yorum yapmak için veriler edinerek, bu bölgeyi kimin kontrol edeceği meselesini bekleyip görmek gerekeceğini vurguladı.

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

ABD’nin kast ettiği güvenli bölgede, Suudi Arabistan’ın destek verdiği güçler, Kamışlı’daki bazı aşiretler ile Peşmerge gücünden söz edildiğini anlatan Ağar, ABD’nin kafasındaki güvenli bölgeyle Türkiye’nin talep ettiği güvenli bölge arasında benzerlik olup olmayacağını beklemek gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin sığınmacı Suriyelilere geri dönüş alanı yaratmak istediğini belirten Ağar, “Türkiye, bu noktada güvenli bölge konusunda ABD ile bir eşgüdüm yakalamak isteyecektir. Ama işin içerisinde YPG-PKK ile ilgili bir gelişme olursa Türkiye buna karşı yine direniş ortaya koyacaktır. Bunun temel gerekçesi, Türkiye, oradaki Kürt, Arap, Suriyeli, Çerkez, Türkmen kardeşlerimize karşı değil. Türkiye, YPG-PKK’ya karşı çıkıyor. Çünkü Türkiye’nin 40 yıla mal olmuş, onbinlerce can kaybı ile yüzlerce milyar dolarlık ekonomik kayba neden olmuş bir örgüt var. Şimdi bu örgütle ilgili tablo, Türkiye’nin hafızasında çok net. Eğer güvenli bölge, PKK’yı himaye eden bir karakter üretirse Türkiye, zımmen de olsa PKK’yı kabul etmiş ve meşrulaştırmış olacağını düşünüyor. Diğer taraftan Suriye’nin üniter yapısını bozuyor. Çünkü özerklik, yerinden yönetim, konfederasyon, kanton gibi süslü cümleler eşliğinde Suriye’nin toprak bütünlüğü bozuluyor” dedi.

Ağar, ABD–Türkiye ilişkilerinde Trump’ın Suriye’den asker çekme kararı almasıyla olumlu bir atmosfer başlamışken Trump’ın son Twitter mesajlarıyla yeniden soru işaretleri oluştuğunu vurguladı. Ağar, Trump’ın mesajları için “Türk milleti gibi onura önem verenler için kabul edilebilir görüşler değil. ABD, Türkiye'nin milli reflekslerini şaha kaldırmak istiyorsa, Türkiye’de hamaseti egemen kılmak istiyorsa yapmış olduğu doğru. Türk insanı gibi ulusal mücadelesini kan dökerek, büyük fedakarlıklar ödeyerek yapmış ve sınırını kendi çizmiş olan Türkiye, Arap toplumu gibi sınırları cetvelle çizilmiş ülkeler gibi duruş ortaya koymaz tam tersi direniş ortaya koyar ve bunlarla ilgili mutlaka karşı hamlesini yapmak ister. YPG-PKK gibi Türkiye’nin son 40 yılında kan dökerek damgasını vurmuş bir örgütü himaye eder bir refleks ortaya koymak tepkiyle karşılanır” diye konuştu.

Suriye’de yakın zamanda operasyon olasılığı söz konusu mu?

Türkiye’nin Suriye’ye olası yeni askeri operasyonu konusunda ise, her ikisi de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde görev almış Caşın ve Ağar, şimdilik Ankara’nın diplomatik müzakereleri bekleyeceği görüşünde. Ancak bunun uzun süremeyeceğini çünkü sınır bölgesinde TSK’nın gerekli hazırlıklarını yaptığını da vurguluyorlar.

Prof. Dr. Caşın, Türkiye’nin, ABD ve Rusya ile diplomatik ilişkilerini en üst seviyede yürütmesiyle Fırat’ın doğusuna askeri operasyon hazırlıklarını da sürdüreceğini kaydetti. Suriye konusunda Rusya ve ABD ile Koalisyon Kuvvetleri arasındaki rekabette son noktaya gelindiği görüşünü aktaran Casın, bundan sonrasında Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma amacıyla Türkiye, Rusya ve İran’ın yürüttüğü Astana Süreci’nin Cenevre’ye taşınması ve anayasa süreci hızlandırılarak baharda seçimler yapılmasıyla barışçıl çözüme gidilmesi gerektiğini söyledi. Ancak mevcut durumda ABD’nin CENTCOM komutasında PKK/YPG’nin kontrol ettiği bölgeden Trump’ın sözüne rağmen asker çekmediğini kaydeden Casın, sahada hava sahasını TSK savaş uçaklarına açacak tablo oluşmadığını da söyledi. Caşın, “Bu durum TSK’nın başlatabileceği herhangi bir askeri operasyona karşı caydırıcılık ve tehdit barındırmaktadır ki bu da Türk ve Amerikan askerleri arasında çatışma çıkma riski. Böyle bir risk NATO’nun çok ciddi bir hasar almasına sebebiyet verebilecektir” diyerek Türkiye’nin seçeneklerini değerlendireceğini vurguladı.

Savunma uzmanı Ağar da, mevcut tabloda Suriye’de istikrar sağlanamayacağını vurgulayarak, “ABD eğer kaosa oynuyorsa gerçekten başarıyor” görüşünü aktardı. Ağar, Suriye’de devletler düzeyinde işbirliğine ihtiyaç olduğunu ve terörle mücadelede kabiliyeti olan Türkiye ile ABD’nin işbirliği yapması gerektiğini anlattı. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerdeki durumdan sahada fırsat yakalamak peşindeki terör örgütlerince yararlanılmasını istemeyeceğini söyleyen Ağar, “Türkiye, ABD işbirliğini arzular. Ama ABD bu işbirliğine yanaşmazsa hani biz de bir cümle vardır ‘Kurda ensen niye kalın diye sormuşlar demiş ki kendi işimi kendim yaparım’ yani Türkiye kendi işini kendi yapmak zorunda kalacaktır” dedi.

Türkiye’nin askeri operasyon konusunda topografik, demografik, psikolojik ve direnç hassasiyetlerini değerlendirdiğini kaydeden Ağar, “Mevsim kış, kırmızı toprak yani arazi ağır dolayısıyla zırhlı birlik harekatını etkileyebilecek koşullar söz konusu. Yani Türkiye, tehdit değerlendirme ve risk analizlerini yapacak, konjektör ile arazi koşullarıyla bir karar verecek. Şu anda sert bir hazırlık yapılmış durumda. 80 bin civarında asker sınırda ve yığınak yüzde 95 seviyesine ulaşmış durumda. Oysa yığınak yüzde 70 oluştuğu zaman artık harekatla ilgili temel dayanak noktası oluşmuş demektir. Bu zaten YPG-PKK üzerinde etkisini gösterdi, gitti Rusya ve rejimle görüştü. Şimdi Türkiye bu yığınak üzerinden bir sonuç almak isteyecektir” diye konuştu.

Yorumları göster