23.09.2014 16:01:05 | Son Güncelleme

Yedi emniyet müdürü ’çete’ iddiasıyla dinlenmiş

Mersin'de, aktif görevde olan 3'ü birinci sınıf 7 emniyet müdürünün 'çete ve organize suç örgütü üyesi olmak' iddiasıyla dinlendiği ortaya çıktı.

Mağdur emniyet müdürleri, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunarak sorumluların cezalandırılmasını istedi.

17 ve 25 Aralık operasyonlarının ardından ortaya çıkan 'dinleme' skandallarıyla ilgili soruşturma ve operasyonlar sürerken, bir çoğu şu an Mersin'de aktif görevde olan üçü 1. sınıf, 7 emniyet müdürünün 'çete ve organize suç örgütü üyesi' olmak iddiasıyla dinlendiği ortaya çıktı. Mağdur 1. sınıf emniyet müdürleri S.P., M.B. ve C.B. ile ikinci ve üçüncü sınıf emniyet müdürleri R.Y., V.İ., İ.Y. ve H.İ.D, avukatları aracılığıyla Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak, 'Yasaya aykırı gerekçeler ve yöntemlerle dinleme, özel hayatın gizliliğini ihlal ve mesleki geleceğini menfi yönde etkileyecek şekilde önünü kesme girişimi' iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Mağdur emniyet müdürleri, sorumluların cezalandırılmasını istedi. Üçü 1. sınıf olmak üzere 7 emniyet müdürünün avukatlığını üstlenen Mersin Barosu avukatlarından Orhan Oğuz Çetinkaya, müvekkillerinin, mesleki olarak emniyet teşkilatının enönemli birimlerinde başarıyla görev yapmış, bir çok defa takdirname ve maaş ödülleri almışkişiler olduğunu söyledi. Müvekkillerinin aynı zamanda teşkilatın en üst, kritik ve önemli yerlerindegörev alabilecek bütün vasıfları taşıdığına işaret eden Çetinkaya, "İşte bu nedenle kritik veönemli görevlere gelmelerini engellemek, mesleki olarak yok edilmek amacıyla hedefalınmışlardır" dedi.

Soruşturması devam eden yapının, ülkede emniyet ve yargı öncelikli olmak üzere bütünbirimlere sızarak kendisinden olmayan bütün kişileri 'planlı ve organize' bir şekilde etkisiz hale

getirmek için bir savaş başlattığını ve bunu yaparken de her yolu mubah saydıklarını ifade eden Çetinkaya, "Müvekkillerim, Mersin'in en gözde polis müdürleri olduğu kadar, ülke genelinde ilksıralarda yer alacak yetenekte üst düzey emniyet yöneticileri olduğu için bu yapının hedefi olmuşlardır" diye konuştu.

UYAP ÜZERİNDEN SAHTE SUÇ KAYDI

Çetinkaya, söz konusu yapının dinleme olayının da ötesine giderek Adalet Bakanlığı'nınkontrolündeki Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden sahte kayıtlar ürettiğini öne sürerek,müvekkillerinden birinin aynı zamanda 'çifte kayıt' skandalının mağduru olduğunu söyledi. Şu an 1.Sınıf Emniyet Müdürü olan ve bir dönem Mersin Emniyet Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Süleyman Pamuk'un, UYAP üzerinden sahte kayıtlarla hakkında tefecilik iddiasıyla suç kaydı bulunduğunun ortaya çıktığını dile getiren Çetinkaya, "Mesleki olarak ilerlemesini durdurmak içinPamuk'a kumpas kuruldu" dedi.

DEVAM EDİYOR...
DEVAMI

Çetinkaya, müvekkilinin 2011'de terfi etmesini ve İl Emniyet Müdürlüğü gibi önemli ve kritik görevlere atanmasını önlemek için önce 2009 yılında hayali bir sicil kaydı tutulduğunu, 2011'dehayali bir örgütle ilişkilendirilerek dinlendiğini söyledi. Müvekkilinin mesleki olarak,teşkilatının istihbarat birimlerinde uzun yıllar başarıyla görev yaptığını, birçok defa takdirname vemaaş ödülleri aldığını kaydeden Çetinkaya, Pamuk'a kurulan kumpasların, senaryoyu yazanların ve uygulayanların o dönemde ne kadar güçlü ve pervasız olduklarını gösterdiğini savundu.

Kumpasları kuranların ne kadar organize bir yapı olduklarını gösteren bazı doneler olduğunuaktaran Çetinkaya, şu bilgileri verdi:

"2009 yılında hem müvekkilim Süleyman Pamuk hakkındahem de aynı yapının kumpas kurduğu diğer müvekkilim Ahmet Barış Sanal hakkında, MersinCumhuriyet Başsavcılığı 2009/27722 sayılı dosya içeriği ile ilgisiz bir şekilde 'tefecilik' suçundansicil kaydı girilmiştir. Tefecilik suçu ile ilgili müvekkillerim hakkında hiçbir şikayet ya da ihbar olmadan bu kayıt sahte olarak oluşturulmuştur. Ancak, dosya müvekkillerimin ifadeleri dahialınmadan takipsizlikle kapatıldığı için ve karar da bize tebliğ edilmediği için bu sahte kayıttan 2013 yılına kadar haberimiz olmamıştır. Takipsizlik kararı verildiğinden, söz konusu sahte kayıt, adli sicil kaydında da çıkmamaktadır. Ancak, Süleyman Pamuk'un kritik bir göreve atanması sözkonusu olduğunda, kumpası kuranlar bu sahte kaydı, bilgi notu olarak atama hususunda karar vericilere sunmakta ve böylece kendisinin önünü kesmektedir. Uzun uğraşlarımız sonunda bu sahte kayıt düzeltilmiştir. Bu kaydı oluşturan memur resmi kayıtlarla tespit edilmiş, ancakadliye içerisindeki aynı yapı tarafından korunarak adalet önüne çıkarılmaktan kurtarılmıştır."

'BAŞKANLAR GRUBU' ADIYLA HAYALİ ÖRGÜT

Çetinkaya, adliye ve emniyet içerisindeki bu organize yapının faaliyetleri hakkında soruşturmalar başladığında, müvekkili Süleyman Pamuk'a kurulan kumpasların net olarak ortaya çıktığını kaydetti.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nda soruşturması devam edenMersin'deki yasa dışı dinleme eylemleriyle ilgili dosyada, müvekkilinin de sahte gerekçelerle dinlendiğini gördüklerini anlatan Çetinkaya, şöyle konuştu: "Tefecilik suçlaması ile alakalı bir dinleme gerekçesi vardı. Fakat bu dinleme gerekçesinde tahmin edilmesi asla mümkün olmayan bir şey daha vardı. Başkanlar Grubuadında hayali bir örgüt vardı. Bu örgüt, üyesi olmayan, eylemi olmayan, şikayetçisi, mağduru,soruşturması, telefon numarası, tapesi, hakkında hiçbir bilgi olmayan adı bile duyulmamış birörgüttü. Müvekkilim, kumpasçıların 'Başkanlar Grubu' diye ad verdikleri bu hayali örgütlebağlantılı olduğu gerekçesi ile dinlenmişti. Üstelik müvekkilimin 1. sınıf emniyet müdürlüğüne terfidönemi olan 2011 yılında, aylarca sahte gerekçelerle alınan dinleme kararları ile dinlenmişti. Budinlemelerin amacı tamamen müvekkilimin özel hayatının gizliliğini ihlal ederek şantaj yapabilecekleri ve terfisini ya da kritik görevlere atanmasını engelleyebilecekleri bilgiedinmekti. Ancak işlerine yarayacak hiçbir bilgi bulamayınca, ellerindeki büyük gücün de verdiğigüvenle ve emniyet içerisindeki bu yapının talimatları ile hiç çekinmeden sahte suç isnatlarındabulunmaktan, sahte sicil kayıtları oluşturmaktan, hayali örgüt uydurmaktan çekinmemişlerdir.Bir dizi kumpas açıkça ortaya çıkmıştır. Türk halkı artık, gerçek mağdurlara, mesleki gelecekleri karartılan, çocuklarının dahi mesleki gelecekleri ile oynayan, kamuoyuna mal olmuş kişilerin yanında bugüne kadar sesini duyuramamış olan pırıl pırıl bu insanlarımıza sahip çıkmalıdır." (İHA)

Yorumları göster